Yakın tarihe farklı bir bakış

11 yaşındaki bir çocuğun hafız olmak için verdiği mücadele beyazperdede 

Hadim evin önünde Dedesi ile ders çalışmaktadır. Bu sırada, karşı duvara Beyaz Güvercin’imiz konar. Ve Hâdim’e bakmaya başlar.O günden sonra Hâdim, Beyaz Güvercin’i aklından çıkaramaz. Onu kendisiyle konuşmaya gelen bir melek gibi görür ve ona Suveydâ ismini verir. Suveydâ Derviş’in diyar diyar  aradaığı sevdiğinin ismidir. Günler sonra Beyaz Güvercin’i rüyasında görür. Ancak, rüyası onu ürkütür. Çünkü, onu önce dedesinin omuzunda, sonra boş tabut içinden çıkarken görmüştür. 

Dedesi Mecid Hoca, Köyün imamıdır. İçinde bulundukları dönem Arapça eğitimin ve Arapça ezanın yasaklandığı dönemlerdir. Mecid Hoca, bu yasağa uymayınca jandarmalar tarafından tutuklanıp götürülür. Zaten hasta ve yaşlıdır. Çok geçmeden de kasabadan cenazesi gelir. Hadim’in babası Nuri Çavuş, dedesinin cenazesini bir at arabası üzerinde getirir. Hadim, tabutun üstünde Beyaz Güvercin’i görür ve deliye döner.

Hadim, dedesinin ölümü üzerine hafız olmak için daha bir azmeder. Zaten hafızlık, ancak o yaşlarda mümkündür. Ama köyde buna imkan kalmamıştır. İlk mektep açılmıştır, kendi yaşındaki çocuklar mektebe gönderilmektedir. Ne var ki mektepte hafızlık dersi yoktur. Bunun üzerine Babası Nuri Çavuş, onu henüz mektep açılmamış olan Kalafat köyüne götürür. Ve orada gizlice hafızlık dersi veren Tığı Hoca’ya teslim eder.

Medrese eğitimi görmüş olan Tığlı Hoca, zaten harp yıllarında Mecid Dede’nin komutanlığını yapmıştır.

Bir gün dedesinden hafızlık dersi görürken okuduğu ayetin “Muhakkak ki biz Suleyman’a kuş dili (mantikuttayr) öğrettik!” manasına geldiğini söylemiştir. Duyar duymaz da bu onu heyecanlandırmış, o günden beri kuş dilini öğrenmek için içine büyük bir sevda düşmüştür. Kuş dili öğerinse “Suveydâ” ile konuşabilecektir. Öyle ya Süleyman’a Peygambere kuş dilini belleten Allah kendine de belletecek güçte değil midir?

Hadim, bir gece rüyasında yine Beyaz güvercin’i görür. Bu sefer, Tığlı Hoca’nın tabutunun üstünde durmaktadır! Dehşetle uyanarak ağlamaya başlar. Tığlı Hoca, onu teselli etmeye çalışır. Rüyada beyaz kuş görmenin, hayra ve berekete işaret ettiğini söyler.

Jandarmalar, Tığlı Hoca’nın evine baskın yapar. Gizlice Arapça dersler verdiği yönünde ihbar vardır. O ara Tığlı Hoca, Hadim’i, Türkçe ezan okumak için camiye göndermiştir.  Askarler Tığlı Hoca’yı götürürlerken Hadim, minarede ezanı aslıyla (Arapça) okumaya başlar. Askerler camiye doğru koşarlar. Köylüler ne yapacaklarını bilemezler. Kargaşa çıkar.

Ezan, dalga dalga köyün üstüne yayılırken, Beyaz Güvercin’in indiğini, minaredeki Hadim’in .önünde kanat çırparak durduğunu ve Hadim’e baktığını görürüz. Hadim’in amorsundan çerçeve yukarıdan inen beyaz kuşlarla dolar. Karşı açıya geçip, kuşların amorsundan şerefeyi çerçeveleriz. Kuşlar kadr’dan çıkıp gider. Kadr’da şerefe kalır. Ama şerede Hadim yoktur!…

Kuşlar, sonsuza doğru uçarlarken, bir önceki gece Kalafat’ta bir zikir ortamında bulunan Derviş, yine sevdiğii aramak için kendini yollara, vadilere, dağlara vurur.